saçlarıma qar yağır
dənə dənə
düyün düyün
heç ərimir bu istidə
eləcə donub qalır
bu qarın sonu yoxdumu?!
soyuq qorxu alıb canı
itirirəm öz qanımı
alnımda yoxdur yazım ta
yaman itkinləşirəm
bu qarın sonu yoxdumu!?
saçım dənələnir
ağırlaşır
ağır gəlir başım mənə
ağır olur dolaşmağım
üzüm gözüm fağırlaşır
sözüm gəlmir
gedir batır
bu qarın sonu yoxdumu?!
gəzib yoruluram tez
oturmağa halım olmur
qul edir bu başım məni
yağır yağır
yenə dolmur
bu qarın sonu yoxdumu?!
nə edəcəm heç bilmirəm
ağarıram
itib itib bu şəhərin yorğanında
ağ oluram
azalıram
dənələrin
çoxluğundan sıxılıram
ağırlığa tab gətirmir ayaqlarım
hər qalxdıqca
yıxılıram
bu qarın sonu yoxdumu,
düşüb düşüb bitmək bilmir.
Sunday, May 30, 2010
Wednesday, May 12, 2010
Atilla Ilhan - Ben sana mecburum
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..
Tuesday, May 04, 2010
bir filmden.
sana yazacağım bütün sözcüker yetersiz kalıcak biliyorum.
üstüne gökkuşağı kuşandığım bu aşk yalanmış diyeceksin.
bir hiçe sarılmışım diyeceksin.
bunca derdin arasında üzülmene sebeb olduğum için,
hayatına girib seni üzdüğüm için, beni bağışla
senin yerine kendimi koyduğumda yapacak hiç bir şeyin olmadığını
biliyorum.
giderken iki aşk arasında kalsamda, senin aşkını kalbime gömerek
gidiyorum.
insanların gözlerine bakdığımda her kesin aradığı ayni aslında. İşte
ben en başında seni buldum. Bu yüzden sen oldun sevdiyim, unutmaya
çalışdığım. Ayrıldı, belkide her şey. Giderken seni de götürüyorum.
Yalnızlık şarkıları hep bağırarak söylenir ya, ben hep susarak
söyledim şarkıları. Hep bir gideni olduğu için her aşkın bir kalanı,
hep bir biteni olduğu içinde her aşkın söylenen bir yalanı var.
Dörd bir yanım bile yalan olsa da, sana dokunmam, seni hiss etmem,
ilk kez senin olmam, seni sevmem yalan değil diyosun.
Farz et ki hiç yaşamadık, unut gitsin aramızdakı her şeyi.
üstüne gökkuşağı kuşandığım bu aşk yalanmış diyeceksin.
bir hiçe sarılmışım diyeceksin.
bunca derdin arasında üzülmene sebeb olduğum için,
hayatına girib seni üzdüğüm için, beni bağışla
senin yerine kendimi koyduğumda yapacak hiç bir şeyin olmadığını
biliyorum.
giderken iki aşk arasında kalsamda, senin aşkını kalbime gömerek
gidiyorum.
insanların gözlerine bakdığımda her kesin aradığı ayni aslında. İşte
ben en başında seni buldum. Bu yüzden sen oldun sevdiyim, unutmaya
çalışdığım. Ayrıldı, belkide her şey. Giderken seni de götürüyorum.
Yalnızlık şarkıları hep bağırarak söylenir ya, ben hep susarak
söyledim şarkıları. Hep bir gideni olduğu için her aşkın bir kalanı,
hep bir biteni olduğu içinde her aşkın söylenen bir yalanı var.
Dörd bir yanım bile yalan olsa da, sana dokunmam, seni hiss etmem,
ilk kez senin olmam, seni sevmem yalan değil diyosun.
Farz et ki hiç yaşamadık, unut gitsin aramızdakı her şeyi.
Subscribe to:
Posts (Atom)
